Anasayfa / RÖPORTAJLAR / NEDEN ANLIYORUZ AMA KONUŞAMIYORUZ?

NEDEN ANLIYORUZ AMA KONUŞAMIYORUZ?

Başta İngilizce öğrenimi olmak üzere yabancı dil öğrenimi Türk eğitim sisteminin hala çözemediği konularından biri. Neden onca kursa ve derse rağmen anlıyorum ama konuşamıyorum cümlesini kuruyoruz? Aslında yabancı dil eğitimi sandığımız kadar zor olmayabilir. Kültür Üniversitesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Prof. Dr. Birsen Tütüniş ile Türkiye’de yabancı dil öğrenimi hakkında konuştuk.

Birsen Tütüniş

Birsen Hanım, sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Öğretmen bir anne babanın çocuğuyum. Öğretmen olarak yetiştim ve ruhumda öğretmenlik hep vardı. Öğretmen olarak yetişmek bu mesleği icra etmenin en temel noktası diyebilirim. Bursa Kız Öğretmen Okulu ve Çapa Eğitim Enstitüsünde Eğitim gördüm. Kabataş Erkek lisesinde öğretmenlik yaparken Boğaziçi Üniversitesinde yüksek öğrenimime devam ettim ve daha sonra Boğaziçi Üniversitesi Yabancı Diller Okulu kadrosuna dahil oldum ve burada çalışmaya başladım. Ardından Boğaziçi Üniversitesi’nin bursuyla Sussex Üniversitesi’nde doktora yaptım. Trakya Üniversitesi’nde bölüm kurarak burada çalışmaya devam ettim ve doçent olarak Kültür Üniversitesi’nin kuruluşunda buraya geldim. 3 yılın ardından profesörlüğümü almak için tekrar devlete döndüm ve emekli olduktan sonra yeniden Kültür Üniversitesi’ne dönüş yaptım ve hala profesör olarak çalışmaya devam etmekteyim.

Eğitim konusunda, özellikle de yabancı dil eğitimi konusunda hala yeterli seviyeye gelebilmiş değiliz. Bu durumun en temel sebepleri arasında neler yatıyor?

Yabancı dil eğitiminde birçok yenlik var. Milli Eğitim Bakanlığı dünya bankası projesiyle bütün öğretmenlerin yetiştirilmesini sağladı. Bu proje ile öğretmenler çok iyi eğitimler aldı. Fakat öğretmenler haftada 30 saat ders veriyorlar. Yani öğretmenin yükü oldukça fazla. Bu da eskiden ne biliyorsa, en kolay nasıl ders işliyorsa yeni öğrendiklerinden ziyade onu seçiyor anlamına geliyor. Bir de tüm bunların yanı sıra şimdiki jenerasyon çok farklı. Öğretmen hap yapsın ben yutayım istiyorlar. Dili biz öğretiyoruz ama bunu öğrenmek öğrencinin elinde. Çünkü öğrenen de öğrenemeyen de günün sonunda öğrenci oluyor. İngilizceyi ya da bir yabancı dili ders olarak değil de gerçekten işe yarar bir bilgi olarak görmeye başlamaları gerekiyor.

Küçük yaşta yabancı dil eğitimi nasıl verilmeli?

Küçük yaşta yabancı dil öğreniminde öncelikle öğrenmeyi öğretmemiz gerek. Öğrencinin isteği çok önemli. Onları konuşturarak eğitim vermemiz gerekiyor. Ama biz bunu yapamıyoruz. Öğrenciye geçmiş zaman şu, gelecek zaman bu gramerini veriyoruz. Bu da ezberci, fonksiyonel olmayan bir eğitim demek. Her anlamda eğitim koşulları düzeldiği takdirde dil öğrenimi de farklı hale gelecektir.

Bu noktada aileler de kendini geliştirmek için ne tür çalışmalarda bulunmalı? Çocukların eğitimi ve başarıları için anne-babalara ne söylemek istersiniz?

Aileler öncelikle dil öğrenimine eleştirel gözle bakmamalı. Anne baba biraz ingilizce biliyorsa öğretmeni eleştirel yaklaşımlarda bulunuyor. Bunun aksine ebeveynler öğretmenle iş birliği yapmalı. Çocuklarına gerçek hayatta dilin nerelerde kullanıldığını kendileri göstermeli. Farklı dillerin konuşulduğu bir yere gittiklerinde ‘hadi bu dili biz de öğrenelim, konuşmaya çalışalım’ diyerek çocuklarını harekete geçirmeli. Öğretmenin verdiği desteği hayatın her anında sürdürmeli aileler.

Röportajın tamamı Mart-Nisan sayısında! Okumak için linke tıklayın

Hakkında Edu Culture MAG

Buna da Bakın

Maker Çocuk

BUGÜNÜN ÇOCUKLARI, YARININ GELECEĞİNİ MAKER HAREKETİ İLE ŞEKİLLENDİRİYOR

Çocuklara yeni nesil üretim araçlarını ve üretme kültürünü öğretmek için yola çıkan Maker Çocuk, bugüne kadar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir