Anasayfa / YAZARLAR / REGGİO EMİLİA YAKLAŞIMI

REGGİO EMİLİA YAKLAŞIMI

Reggio Emilia, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından 1945 yılında İtalya’nın Reggio Emilia kentinde yaşayan ailelerin, savaşın yıkıntılarını tamir etmeye çocukları için bir okul kurarak başlaması ile ortaya çıkmıştır. Bu ailelerin çoğunluğu eğitimcidir ve aralarında bulunan Loris Malaguzzi, kurmuş oldukları bu okulun çıkış noktasını, felsefesini, eğitime olan bakış açısını ve uygulamalarını bilimsel temellere oturtarak, Reggio Emilia yaklaşımını önce Avrupa’ya sonra da tüm dünyaya tanıtıştır (Edwards, 2004).  

Malaguzzi, çocuğun sosyal iletişim ile kendi potansiyelinin farkına varacağını ve bunu en etkin şekilde kullanabilmesi için de esnek, özgür ve zengin bir çevreye ihtiyaç duyacağını belirtmiştir (Lim, 2004). Bu süreçte içsel motivasyonun gelişmesinde, öğrenmenin çocuk için görünür hale gelmesinin büyük payı vardır. Öğrenme, çocuğun merak ettiği, ilgi veya ihtiyaç duyduğu, heyecanlandığı konu ve temalar üzerinden ilerlerken, sosyal iletişim ve etkileşim en önemli tetikleyici faktör olarak görülmektedir. Bu tetikleyicilerden biri de fiziksel çevredir.

Renk, ışık, doğal malzemeler, açık uçlu materyaller, farklı yüzeyler, dokular Reggio Okullarını tanımlayan araçlar olarak sayılabilir. Reggio okullarında “ayna” lar da büyük öneme sahiptir. Özel olarak dizayn edilmiş aynalar bazen bir masanın yüzeyi, bazen karşı cephesi, bazen de bir çocuğun rahatlıkla sığabileceği bir küçük kulübesi olabilmektedir.  Çocuk, kendi gelişim ve öğrenme sürecinin her anına  şahit olmaktadır. 

Sınıflar aydınlık, ferah, esnek ve zengin uyaranlarla hazırlanmıştır. Sınıfların yanında “atölye” ve “mini atölyeler” de Reggio yaklaşımının vazgeçilmez öğrenme ortamlarıdır. Çocuk, istediği ve ihtiyaç duyduğu tüm materyal, malzeme ve oyuncağa rahatlıkla ulaşabilmektedir. Bu rahatlık bir süre sonra öz- kontrol becerisini de desteklemektedir. 

Reggio yaklaşımı, yapılandırılmış bir eğitim programına sahip olmadığı için, yaş gruplarına, kültürel farklılıklara ve öğrenme standartlarına göre uyarlanabilen esnek bir bakış açısına sahiptir. 

Çocuğun gelişim ve öğrenme sürecinin takibi ve değerlendirilmesinde “dokümantasyon” metodu kullanılır. Çocuğun elinden çıkan her şey kıymetlidir. İş örnekleri, fotoğraflar, ses ve video kayıtları, üç boyutlu ürünler, anekdotlar, gezi- gözlem notları… Tüm bunlar bir araya getirilerek çocuğa ait bir gelişim dokümantasyonu ortaya çıkar. Bunun yanında, çocuğa ait çizimler ve fotoğraflar okulun her yerinde asılı şekilde durabilir. Böylece çocuk, sonuç değil süreç odaklı bir bakış açısı geliştirmeye başlar. 

Öğretmen de çocukla birlikte öğrenen, gelişen, merak eden ve keşfeden rolündedir. Dolayısıyla Reggio, direk öğretimi, ezberi, yapılandırılmış etkinlikleri reddederek, çocuğun “merak” duygusundan yola çıkan ve çocuğun aktif, keyifli ve üretici olduğu bir eğitim yaklaşımıdır. 

Reggio yaklaşımının kurucusu Malaguuzi, çocuğa bakış açısını, Çocuğun 100 dili şiiriyle anlatmıştır. 

ÇOCUĞUN 100 DİLİ 

Bir çocuk 100’den ibarettir.
Bir çocuğun 100 lisanı,
100 eli,
100 fikri,
100 düşünme şekli,
oynama şekli ve konuşma şekli vardır.
100 her zaman 100…
dinleme şekli,
sevme şeklidir;
şarki söylemek ve anlamak için,
keşfetmek için…
100 zevk,
100 dünya
icat etmek için,
hayali kurulacak 100 dünya.

Bir çocuğun 100 lisani vardır;
(ve yüzlerce yüzlerce dahası)
ama 99’unu çalıyorlar.
Okul ve bu kültür,
kafayla vücudu ayırıyor.
Onlar çocuğa:
elleri olmadan düşünmesini,
kafasi olmadan yapmasını,
zevk almadan anlamasını,
sadece yılbaşlarında ve bayramlarda
sevip şükretmesini söylüyorlar.

Onlar çocuğa:
zaten orada olan bir dünyayı keşfetmesini söylüyorlar
ve geri kalan 99unu çalıyorlar.

Onlar çocuğa:
iş ve oyunun,
gerçek ve fantezinin,
bilim ve hayal etmenin,
yerin ve göğün,
sebep ve rüyanın
birbirine ait olmadığını söylüyorlar.
Ve onlar çocuğa
100’ün orada olmadığını söylüyorlar.

Çocuk onlara:
İmkansız, 100 işte orada! diyor.

Hakkında EĞT. UZM. TUBA EREN ÖCAL

Buna da Bakın

ÜÇ KEDİ BİR DİLEK 

Sara Şahinkanat’ın başka kitaplarını okumamış olmama rağmen ilk yazımda “Üç Kedi Bir Dilek” kitabıyla ilgili …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir