Anasayfa / YAZARLAR / ÜÇ KEDİ BİR DİLEK 

ÜÇ KEDİ BİR DİLEK 

Sara Şahinkanat’ın başka kitaplarını okumamış olmama rağmen ilk yazımda “Üç Kedi Bir Dilek” kitabıyla ilgili düşüncelerimi aktararak başlamamın mutlaka bir sebebi vardır diye aklımdan geçirirken kendimi buldum…Belki başlığından belki de kapak tasarımdan dolayı kitap beni içine çekti. Özellikle kedi karakterlerinin meraklı, sevimli ve hayretle dolu bakışları ile çocuk edebiyatı ürünlerinde bulunmasını istediğimiz merak unsurunun başarılı bir şekilde kapağa taşınmış olması beni Sara Hanım’ın bu kitabından başlattı.

Bir eğitimci olarak, kapağın sol alt köşesinde yer alan parmak kuklaları resmini görmeme rağmen, kitabın en arka tarafına gitmemek için kendimi zor tutuyorum. Elimde 18.baskısını tuttuğum kitabın, beni hangi dileğe götüreceğini düşünerek sayfaları çevirmeye başlıyorum. Bana çocukluğumu hatırlatan bir sahneyle hikâye başlıyor. Geceleyin yıldızlara bakıp hayal kurduğumuz günler…

Üç kedi, üç kafadar arkadaş ay ve yıldızların pırıl pırıl olduğu bir gecede sohbet ediyorlar. Gece mavisinin gerçekçi ama bir o kadar da masalımsı bir tatla sayfalara yansıtılmış olduğunu görmek beni daha da meraklandırıyor. Dileğinin gerçekleşmesi için sürekli gökyüzüne bakan Piti’nin damdan düşüşü esnasında başına gelenler “eylemsel olarak” bizlere yaşatılıyor. Türk yazarların kitaplarında, metinde geçen olayların resmedildiğini görmenin mutluluğuyla okumaya devam ediyorum. 

Kurguda verilmek istenilen mesaj, didaktik bir biçimde okuyucunun gözüne sokulmadan yaşanılan soruna aranan çözüm arayışıyla harmanlanarak verilmiş. Hikayeyi okurken olaylar akıcı bir şekilde bizi damdaki sevimli kedilerin hayatlarına entegre ediyor. Pus ve Pati’nin arkadaşları Piti için yaptıkları fedakarlıklar ve kitabın sonunda Piti’nin merak ettiğimiz dileğini okuyunca (sonunu söylemeyeyim okumayanlar için sürprizi kaçmasın) arkadaşlık ve sevgi temasının sıcak, minnoş bir manzarada buluşmasıyla içiniz ısınıyor.

Tabii, beklenmedik bir sonla Sara Şahinkanat bizleri şaşırtıyor. Bu son çocuklara okuduğumuz sonu şaşkınlık yaratacak olaylar biten hikâyelere verdikleri tepkileri aklıma getirdi. Sanki bu kitabı çocuklara okumuşum da hepsinin gözlerindeki hayret dolu ifadelerle karşı karşıya kalmışım hissiyatıyla son sayfaya geliyorum. Parmak kuklalarının olduğu sayfa çok hoşuma gidiyor ve yüzümde kocaman bir gülümsemeyle kitabı kapatıyorum. 

Benim için her hikâye kitabı küçük bir yolculuktur. Aman efendim, alt tarafı çocuk kitabı demesinler!!! Zaten bu, başka bir yazının konusu. Çocuk kitapları, hayatın içinden nice unsurlar taşıyorlar içlerinde. 

Kediciklerin empati kurarak arkadaşlarına yardım etmek istemeleri ve sorumluluk almaları çocuklara hayatta bazı güzelliklerin emek verilerek ortaya çıkacağını göstermesi adına bana ümit verdi. 

Hayallere dalıyorsunuz…

Ayşe İnan Alican’ın çizimleri Sara Şahinkanat’ın şiirsel diliyle buluşunca, bir yetişkin olarak bile damdaki kediler gibi hayal kurarken kendinizi bulabiliyorsunuz. Yazarın üslubunda en sevdiğim özelliklerden bir tanesi de, okuyana kendisini bir nevi peri masalında gibi hissettirmesi. Sara Hanım’ın şiirsel anlatımı sürükleyici olaylarla birleşince, hele ki küçük okuyucular için bir aksiyon masalına dönüşmesi işten bile değil… 

 Bu hususta tekrar belirtmek gerekir ki, Ayşe İnan Alican’ın resimlerinin metinlere bu kimliği kazandırdığı aşikar. Harikulade bir ekip olmuşlar. Acaba yakın zamanda yeni bir kitapları çıkar mı? merakı içerisindeyim. 

Herkesin Pus ve Pati gibi arkadaşlarının olması dileğiyle…

Hakkında DR. DUYGU YALMAN

Buna da Bakın

İLETİŞİM EĞİTİMİ NEDEN ÖNEMLİ?

Toplumsal ortaklık için “iletişim” kavramını daha sıkı değerlendirmeye ve bu kavramın içinin bu ülkede neden boşaltıldığını …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir